Girlyman — Invite Me In şarkısının şarkı sözleri ve çevirisi
Sayfa, Girlyman adlı sanatçının "Invite Me In" şarkısının sözlerini ve Türkçeye çevirisini içeriyor.
Şarkı sözleri
You went to France and bought me a wallet
Now you won’t absolve it, I’m indebted
Now what were you saying with that kid’s book you laid on me When I turned thirty, called People Get Mad
But in me, I can’t be the high and mighty
Alone, unrested, no light to guide me You loved me back then, but you will not invite me in again
We took a walk, seventy city blocks
Held hands, burned up the clock, felt like no time at all
You saw something in a window, stepped inside and I watched you go But nothing’s still nothing no matter how you divide
Now time is to batting like pain is to memory
My words all come back saying why did you send me You heard me back then, but you will never hear me out again
Baby, I should know when I’m drinking
Everything that I’m thinking, everything that I am The blistering wind takes the skin right off me But it’s just me and coffee in the morning again
Way deep inside me is a room full of butterflies
Frantically flying in an old wing of the museum
Deep blue and orange like the sunrise that morning
With you breathing beside me and the whine of the dogs
Sorry’s a word without grace or vision
Pacing around like a crow or a pigeon
You threw more than crumbs, but you will not invite me in again
Şarkı sözü çevirisi
Fransa'ya gittin ve bana bir cüzdan aldın.
Şimdi bunu bağışlamayacaksın, borçluyum.
Otuz yaşıma girdiğimde bana koyduğun o çocuk kitabıyla ne diyordun?
Ama içimde yüce ve güçlü olamam.
Yalnız, çözülmemiş, bana rehberlik edecek ışık yok, o zamanlar beni sevdin, ama beni tekrar davet etmeyeceksin
Bir yürüyüşe çıktık, yetmiş şehir bloğu
El ele tutuştu, saati yaktı, hiç zaman yokmuş gibi hissettim
Pencerede bir şey gördün, içeri girdin ve seni izledim, ama hiçbir şey hala hiçbir şey değil, nasıl ayrıldığın önemli değil
Şimdi acı gibi vurmanın zamanı geldi.
Tüm sözlerim beni neden gönderdiğini söyleyerek geri döndü, o zaman beni duydun, ama bir daha asla duymayacaksın
Bebeğim, ne zaman içtiğimi bilmeliyim.
Düşündüğüm her şey, olduğum her şey, kabarcık rüzgarı deriyi benden alır, ama yine sabah sadece ben ve kahve
İçimde kelebekler dolu bir oda var.
Müzenin eski kanadında çılgınca uçuyor
O sabah Gündoğumu gibi derin mavi ve turuncu
Yanımda nefes alıyorsun ve köpeklerin sızlanmasıyla
Üzgünüm, lütuf ve vizyon olmadan bir kelimedir
Bir karga ya da güvercin gibi etrafta dolaşmak
Kırıntılardan daha fazlasını attın, ama beni bir daha davet etmeyeceksin