Leslie Fish — Ship of Stone şarkısının şarkı sözleri ve çevirisi
Sayfa, Leslie Fish adlı sanatçının "Ship of Stone" şarkısının sözlerini ve Türkçeye çevirisini içeriyor.
Şarkı sözleri
Once there was a Ship of Stone
That orbited a mighty Star
And from it flew the First Ship’s crew
Whose children we all are
And no matter how long we’ve drawn our track
Still over our shoulder looking back
Through the hydrogen’s hiss and the methane’s moan
Past the polymer clouds of the Dead Stars' shrouds
All our roads run back to the Ship of Stone
There the First Crew all were made
And wakened from unknowing sleep
By the boundless sight of Heaven’s height
And the fires of the Deep
And no matter how strange the forms we wear
How warped and wild, how rich and rare
How changed we’ve made the seed we’ve sown
We are blood of those who, singing, rose
From the body of the Ship of Stone
And there our own ships' frames were formed
To grow blue-glowing wings
And spread them wide to the farthest tide
Where the last lone beacon sings
And no matter how tight the net they knot
Of our web where the Wheel of Light is caught
How strange and lost, how grand they’ve grown
They, too, desire all Heaven’s fire
Our companions since the Ship of Stone
Once there was a Ship of Stone
Clear domed, broad hulled and clean
Where the air shown blue, through whose holds birds flew
And whose decks were growing green
And no matter how odd these things may seem
As madly mazed as shards of dream
They are not a dream that you dream alone
All ships, all men, are of one kin
We shall not forget the Ship of Stone.
Şarkı sözü çevirisi
Bir zamanlar taştan yapılmış bir gemi vardı
O büyük bir Yıldız etrafında dolaştı
Ve ondan ilk geminin mürettebatı uçtu
Hepimiz kimin çocuklarıyız
Ve ne kadar zamandır yolumuzu çizdiğimiz önemli değil
Hala omzumuzun üzerinden geriye bakıyor
Hidrojen tıslama ve metan inilti ile
Ölü yıldızların örtülerinin polimer bulutlarını geçti
Tüm yollarımız taş gemisine geri dönüyor
Orada ilk mürettebatın hepsi yapıldı
Ve bilinçsiz uykudan uyandı
Göğün yüksekliğinin sınırsız görüşüne,
Ve derin ateşler
Ve giydiğimiz formlar ne kadar garip olursa olsun
Ne kadar çarpık ve vahşi, ne kadar zengin ve nadir
Ekilen tohumları nasıl değiştirdik
Kim, şan o kan biziz, gül
Taş geminin gövdesinden
Ve orada kendi gemilerimizin çerçeveleri kuruldu
Mavi parlayan kanatları büyütmek için
Ve onları en uzak gelgite kadar yay.
Son yalnız deniz fenerinin şarkı söylediği yer
Ve ağ ne kadar sıkı olursa olsun
Işık Çarkının yakalandığı ağımızın
Ne kadar garip ve kayıp, ne kadar büyük büyüdüler
Onlar da Cennetin ateşini istiyorlar.
Taş gemisinden beri yoldaşlarımız
Bir zamanlar taştan yapılmış bir gemi vardı
Açık kubbeli, geniş gövdeli ve temiz
Havanın mavi olduğu yerde, kuşları tutan uçtu
Ve kimin güverteleri yeşil büyüyordu
Ve bu şeyler ne kadar garip görünse de
Rüya kırıkları gibi delice mazed
Onlar yalnız hayal ettiğin bir rüya değil
Tüm gemiler, tüm insanlar, bir akrabadır
Taş gemisini unutmayacağız.