Parkway Drive — Alone şarkısının şarkı sözleri ve çevirisi
Sayfa, Parkway Drive adlı sanatçının "Alone" şarkısının sözlerini ve Türkçeye çevirisini içeriyor.
Şarkı sözleri
Shifting light outlines my battered form*
Stranger to the world, alone in my abandonment.
A gaining army of white horses, stark warning before the icy front.
The deceiving calm betrays all signs of impeding change.
Evening tide what do you hide, damnation or salvation?
As my skin breaks the blackened surface, the cold is rising, yer all embracing.
Darkness, erase this lonesome place from my every existence.
An angry sky bares the signs, a distant violence yet to break.
The ocean’s travellers cry forth across the waves.
Lightning cracks across a vast horizon, reaching out its hands towards an unsuspecting shore.
No light to guide.
No ties, no ties to bind.
Evening Tide what do you hide?
To the years spent waiting on the winds of change, this is penance paid.
This is my penance paid, to the morning Sun, whose warmth never found this
young man’s face.
Shifting light outlines my battered form.
Stranger to the world.
Alone.
Evening tide, what do you hide? Lightning cracks across a vast horizon,
reaching out its hand towards an unsuspecting shore.
With a final effort I strike out across the swells, seeking only the answers,
maybe horizons hold.
Şarkı sözü çevirisi
Shifting ışık benim hırpalanmış formu özetliyor*
Dünyaya yabancı, terk edilmemde yalnız.
Beyaz atlardan oluşan bir ordu, buzlu cepheden önce stark uyarısı.
Aldatıcı sakinlik, değişimi engelleyen tüm işaretlere ihanet eder.
Akşam gelgiti ne saklıyorsun, lanet mi yoksa Kurtuluş mu?
Cildim kararmış yüzeyi kırdığında, soğuk yükseliyor, her şeyi kucaklıyor.
Karanlık, bu yalnız yeri her varlığımdan sil.
Kızgın bir gökyüzü işaretleri ortaya çıkarır, uzak bir şiddet henüz kırılmaz.
Okyanusun yolcuları dalgalar arasında ağlıyor.
Yıldırım, geniş bir ufukta çatlar ve ellerini masum bir kıyıya doğru uzatır.
Işık kılavuzu.
Bağ yok, bağ yok.
Akşam Gelgiti ne saklıyorsun?
Değişim rüzgarlarını beklemek için harcanan yıllara, bu kefaret ödenir.
Bu benim kefaretim, sıcaklığı hiç bulamayan sabah Güneşine ödendi
genç adamın yüzü.
Değişen ışık, hırpalanmış formumun ana hatlarını çiziyor.
Dünyaya yabancı.
Yalnız.
Akşam gelgiti, ne saklıyorsun? Yıldırım geniş bir ufukta çatlar,
masum bir kıyıya doğru elini uzatıyor.
Son bir çabayla, sadece cevapları arayan şişkinliklere çarpıyorum,
belki ufuklar tutar.