Roberto Vecchioni — Prologo/Samarcanda şarkısının şarkı sözleri ve çevirisi
Sayfa, Roberto Vecchioni adlı sanatçının "Prologo/Samarcanda" şarkısının sözlerini ve Türkçeye çevirisini içeriyor.
Şarkı sözleri
Ridere, ridere, ridere ancora
Ora la guerra paura non fa
Brucian le divise dentro il fuoco la sera
Brucia nella gola, vino a sazietà
Musica di tamburelli fino all’aurora
Il soldato che tutta la notte ballò
Vide fra la folla quella nera signora
Vide che cercava lui e si spaventò…
Soldato:
«Salvami, salvami, grande sovrano
Fammi fuggire, fuggire di qua
Alla parata lei mi stava vicino
E mi guardava con malignità…»
Sovrano:
«Dategli, dategli un animale
Figlio del lampo, degno d’un re
Presto, più presto, perchè possa scappare
Dategli la bestia più veloce che c'è…»
Soldato:
«Corri cavallo, corri, ti prego
Fino a Samarcanda io ti guiderò
Non ti fermare, vola, ti prego
Corri come il vento, che mi salverò…
Oh oh, cavallo
Oh oh, cavallo
Oh oh, cavallo
Oh oh, cavallo
Oh oh…
Fiumi, poi campi, poi l’alba era viola
Bianche le torri che infine toccò
Ma c’era tra la folla quella nera signora
Stanco di fuggire, la sua testa girò.
Soldato:
«Eri tra la gente nella capitale
So che mi guardavi con malignità
Son scappato in mezzo ai grilli e alle cicale
Son scappato via, ma ti ritrovo qua?!»
Signora:
«Sbagli, t’inganni, ti sbagli, soldato
Io non ti guardavo con malignità
Era solamente uno sguardo stupito
Cosa ci facevi l’altro ieri là?
T’aspettavo qui, per oggi, a Samarcanda
Eri lontanissimo due giorni fa
Ho temuto che per ascoltar la banda
Non facessi in tempo ad arrivare qua…»
Soldato:
«Non è poi così lontana Samarcanda
Corri cavallo, corri di là
Ho cantato insieme a te tutta la notte
Corri come il vento che ci arriverà…»
Oh oh, cavallo
Oh oh, cavallo
Oh oh, cavallo
Oh oh, cavallo
Oh oh…
Şarkı sözü çevirisi
Bol bol gülmek yine
Şimdi savaş korkusu yok
Akşam ateşin içindeki üniformaları yak
Boğazda yanma, tokluk için şarap
Şafağa kadar TEF müziği
Bütün gece dans eden asker
Kalabalığın içinde o siyah bayanı gördü
Onu aradığını gördü ve korktu…
Asker:
"Kurtar beni, kurtar beni, büyük hükümdar
Beni bırak, bu şekilde
Geçit töreninde yanımdaydı.
Ve bana kötülük ile baktı…»
Egemen:
"Ona ver, ona bir hayvan ver
Şimşeğin oğlu, bir krala layık
Yakında, daha erken, böylece kaçabilir
Ona en hızlı canavarı ver…»
Asker:
"Koş at, koş, lütfen
Semerkant'a, sana rehberlik edeceğim.
Durma, uç, lütfen
Rüzgar gibi koş, kendimi kurtaracağım…
Oh oh, at
Oh oh, at
Oh oh, at
Oh oh, at
Oh oh…
Nehirler, sonra tarlalar, sonra Şafak mordu
Sonunda dokunan beyaz kuleler
Ama kalabalığın içinde siyah bir bayan vardı
Kaçmaktan bıktı, başı döndü.
Asker:
"Başkentteki insanlar arasındaydın.
Bana kötülükle baktığını biliyorum.
Cırcır böcekleri ve ağustosböcekleri arasında koştum
Kaçtım ama burada buluşalım mı?!»
Bayan:
"Yanılıyorsun, yanılıyorsun, yanılıyorsun, asker
Sana kötülükle bakmadım.
Sadece şaşkın bir bakıştı
Dünden önceki gün orada ne yapıyordun?
Bugün Semerkant'ta seni bekliyordum.
İki gün önce çok uzaktaydın.
Grubu dinlemekten korktum.
Buraya gelmek için zamanında yetişemedim.…»
Asker:
"Şu ana kadar Semerkant değil
Koş at, bu tarafa koş
Bütün gece seninle şarkı söyledim.
Gelecek rüzgar gibi koş…»
Oh oh, at
Oh oh, at
Oh oh, at
Oh oh, at
Oh oh…