The Handsome Family — Gail with the Golden Hair şarkısının şarkı sözleri ve çevirisi

Sayfa, The Handsome Family adlı sanatçının "Gail with the Golden Hair" şarkısının sözlerini ve Türkçeye çevirisini içeriyor.

Şarkı sözleri

Out in the red rock desert
Sitting on the roof of my car
Drinking cans of warm beer
Watching the sky get dark
Gail and I shot our empties
With an old rusted rifle
Her golden hair went flying
Like a wild brush fire
When the mountains turn red at dusk
Time passed in the burning desert
And the tumbleweeds, they tumbled
We lay in a golden fire
As the screaming buzzards circled
Far down the darkened valley
The city lights still twinkle
But my eyes saw only beauty
And her hair in golden fire
When the mountains turn red at dusk
But the fire burned right through her
It followed unseen voices
They led her to the city
Deep in the darkened valley
I drove circles through the alleys
Calling my burning lover
But Gail ran deeper into the gloom
Screaming at the streetlights
And I lost her there forever
Deep in the valley’s darkness
My Gail with the golden hair
That burned as bright as fire
When the mountains turn red at dusk

Şarkı sözü çevirisi

Red rock çölünde
Arabamın çatısında oturuyorum.
Sıcak bira kutuları içme
Gökyüzünün kararmasını izlemek
Gail ve ben boş alanlarımızı vurduk.
Eski bir paslı tüfek ile
Altın saçları uçtu
Vahşi bir fırça ateşi gibi
Dağlar alacakaranlıkta kırmızıya döndüğünde
Yanan çölde zaman geçti
Ve tumbleweeds, onlar yuvarlandı
Altın bir ateşte yatıyoruz
Çığlık atan akbabalar bir daire içinde dönerken
Karanlık vadinin aşağısında
Şehir ışıkları hala parıldıyor
Ama gözlerim sadece güzelliği gördü
Ve altın ateşte saçları
Dağlar alacakaranlıkta kırmızıya döndüğünde
Ama ateş onun içinden yandı.
Görünmeyen sesleri takip etti
Şehre götürdü onlar
Karanlık vadinin derinliklerinde
Sokaklarda daireler çizdim.
Yanan sevgilimi arıyorum
Ama Gail karanlığın derinliklerine koştu
Sokak lambalarında çığlık atıyor
Ve onu sonsuza dek orada kaybettim
Vadinin karanlığında derin
Altın saçlı Gail benim
Ateş kadar parlak yandı
Dağlar alacakaranlıkta kırmızıya döndüğünde