Vogelfrey — Der Tod und das Mädchen şarkısının şarkı sözleri ve çevirisi

Sayfa, Vogelfrey adlı sanatçının "Der Tod und das Mädchen" şarkısının sözlerini ve Türkçeye çevirisini içeriyor.

Şarkı sözleri

Kleine Träne lauf hinab in‘s dunkle Tal lebendig Grab
Flieh‘ das Licht der Seelenspiegel flüchte in schwarzen Schlundes Wiege
Es lebte einst in fernem Lande ein Mägdelein von jungen Jahr‘n
Dem Vater war sie keine Schande der Schönheit Fluch sollt‘ sie erfahr‘n
Ein ält‘rer Mann bat um ihre Hand wollt‘ junges Fleisch das ihm zu Willen
Er voll Gelüste von Gier übermannt sie war zu jung um seine Lust zu stillen
Und jeden Abend wenn zu dämmern es begann
Saß die junge Braut am flackernd‘ Feuer fortan
Wollt‘ ertrinken am Rinnsal im Gesicht
Wenn die Zimmertür knarrte löschte das Mägdelein das Licht
Kleine Träne lauf hinab…
Und jeden Tag wuchs des Mägdeleins Gram bis letztlich sie eine Stimme vernahm
Hör auf zu weinen vergiss deinen Schmerz deine Tränen versengen mein Herz
Brennende Tränen entzündet von Schmerz lasse das Weinen verschone mein Herz
Wer bist du Fremder im Schatten versteckt — die Stimme im Finst‘ren das Mädchen
erschreckt
Dein Freund Geliebter, helfende Hand — tönt‘s aus dem Dunkel des Zimmers galant
Und an diesem Abend als zu dämmern es begann
Saß keine Braut am flackernd‘ Feuer sodann
Gier in Zorn und Verzweiflung umschwang
Denn seine Braut ward mit dem Fremden gegangen
Kleine Träne lauf hinab…
Flieh das Licht der Seelenspiegel schlaf‘ ruhig in schwarzen Schlundes Wiege

Şarkı sözü çevirisi

Küçük gözyaşı karanlık vadiye canlı mezara akıyor
Siyah boğaz beşikte ruhunu yansıtma of kaçmak kaçmak ' ışık
Bir zamanlar uzak bir ülkede yaşıyordu.
Babasına, güzellik laneti hakkında utanç verici değildi.
Yaşlı bir adam elini istedi ve genç etin ona yardım etmesini istedi
O tam arasında şehvet overpowered tarafından greed o oldu çok genç için karşılamak onun şehvet
Ve her akşam Şafak sökmeye başladığında
Genç gelin şu andan itibaren titreyen ateşin yanında oturdu
Yüzündeki damlamada boğulacak mı
Oda kapısı gıcırdadığında hizmetçi ışığı söndürdü
Küçük gözyaşı aşağı koşuyor…
Ve her gün kızın kederi nihayet bir ses duyana kadar büyüdü
Ağlamayı bırak, acını unut, gözyaşların kalbimi yakıyor
Yanan gözyaşları acıyla iltihaplandı ağlamanın kalbimi bağışlamasına izin ver
Sen kimsin yabancı gölgede gizli-karanlıkta ses kız
korkmak
Arkadaşın sevgili, yardım eli-cesurca odanın karanlığından dışarı geliyor
Ve o akşam, Şafak sökmeye başladığında
O zaman hiçbir gelin parıldayan ateşe oturmadı
Açgözlülük öfke ve umutsuzluğa dönüştü
Çünkü gelini bir yabancıyla gitti.
Küçük gözyaşı aşağı koşuyor…
Ruhun ışığından kaç ayna uykusu ' sessizce siyah gullet beşiğinde