Беломорканал — Брат-2 şarkısının şarkı sözleri ve çevirisi
Sayfa, Беломорканал adlı sanatçının "Брат-2" şarkısının sözlerini ve Türkçeye çevirisini içeriyor.
Şarkı sözleri
Шел бродяга, склоняя судьбу.
По дороге, закат догоняя,
Дотемна бы добраться ему.
До заимки лесничего дома,
До тепла под горой огоньков,
Да не стать бы ему черной ночкой
Добычей голодных волков.
Шел, спешил мимо леса бродяга,
Папироски пуская дымок,
И послышалось, кто-то окликнул:
«Помоги, Христа ради, браток.»
Под сосною, в крови вся рубаха,
Босой каторжанин лежал
Больные глаза закрывая,
Он хрипел и тихо стонал.
На груди его, пулей пробитой,
Кровь залила кресты куполов.
Брови, губы прикладом разбиты,
На спине раны есть от штыков.
«Помоги мне, браток, ты ж бродяга.
Не прошу на спине я тащить.
Передай письмецо ты мамане,
Дай воды мне пред смертью попить.
Конвой убивал нас штыками,
Чтобы шума не делать в тайге.
Добивали прикладами гады,
И топили убитых в реке.
Плюнул кровью я в рыло паскуде,
Перед ним на колени не встал.
Комиссар из нагана три раза
По груди моей, сука, стрелял.»
Дал бродяга бродяге водицы,
Снял с себя старый в дырах бушлат,
Посмотрел адресок на конверте,
И зажав в кулаке, крикнул: «Брат!!!»
Глаза голыбые застыли
На закат, где огонь в облаках,
И слеза по щеке покатилась,
Растворившись в крови на губах.
Улыбка, залитая болью
Как бы смерти своей был он рад,
И в последнем послышалось вздохе
«Прости, вот и встретились, брат.»
Как скажу я старушке мамане,
Что оставил тебя под сосной,
Успокоилась боль в твоих ранах,
Понесу на руках, братик мой.
Полетим журавлями по небу,
Над великой сибирской тайгой,
Журавли над тайгой не летают,
Но нам можно, мы к маме, домой…
Şarkı sözü çevirisi
Bir serseri yürüyordu, kaderi eğiyordu.
Yolda, Günbatımı yakalamak,
Ona ulaşabilirdim.
Bir orman evinin borçlanmasından önce,
Işıklar dağın altında ısı kadar,
Siyah bir gece olmamalıydı.
Aç kurt AVI.
Yürüdü, orman serseri geçmiş acele,
Sigara dumanı üfleme,
Birinin bağırdığını duydum.:
"Yardım et, Tanrı aşkına, kardeşim.»
Çam ağacının altında, tüm gömlek kanda,
Yalınayak mahkum yatıyordu
Boğaz gözleri kapanıyor,
Hırıltılı ve sessizce inledi.
Göğsünde, kurşun deldi,
Kubbelerin haçlarına kan döküldü.
Kaşlar, dudaklar popo kırık,
Sırtında süngü yaraları var.
"Bana yardım et kardeşim, seni serseri.
Sırt üstü sürüklememi istemiyorum.
Mektubu mamana'ya ver.,
Ölmeden önce bana su ver.
Konvoy bizi süngü ile öldürdü,
Taygada gürültü yapmamak için.
Добивали izmarit pislikler,
Ve nehirde öldürülen boğuldu.
Kan tükürdü ben bir papazın burnuna,
Onun önünde diz çökmedim.
Nagan'dan Komiser üç kez
Göğsüme ateş etti.»
Dal Tramp Tramp vodica,
Eski delik bushlat çıkardı,
Zarfın üzerindeki adrese baktım.,
Ve yumruğunu tutarak, bağırdı: "kardeşim!!!»
Çıplak gözler dondu
Gün batımına, nerede bulutlarda yangın,
Ve yanağındaki gözyaşı yuvarlandı,
Kan dudaklarında çözünmüş.
Acı içinde sırılsıklam bir gülümseme
Ölümüyle nasıl mutlu olurdu,
Ve son bir iç çekiş duydum
"Üzgünüm, işte tanıştık kardeşim.»
Yaşlı mamana'ya nasıl söylerim,
Seni çam ağacının altında bıraktığım için.,
Yaralarındaki ağrı sakinleşti,
Kollarımda taşıyacağım kardeşim.
Gökyüzünde Vinçler uçmak,
Büyük Sibirya taygası üzerinde,
Taiga üzerinde Vinçler uçmaz,
Ama biz, biz, anne, ev…