Fabi Silvestri Gazzè — Alzo le mani şarkısının şarkı sözleri ve çevirisi
Sayfa, Fabi Silvestri Gazzè adlı sanatçının "Alzo le mani" şarkısının sözlerini ve Türkçeye çevirisini içeriyor.
Şarkı sözleri
Il rumore della pioggia nel pomeriggio.
Le cicale a luglio in un campeggio.
Il suono del traghetto che entra in porto.
La frenata prima del botto.
La sirena dell'ambulanza in avvicinamento;
quella che si sente in guerra guardando in alto.
L'urlo della folla in uno stadio.
Il rumore della vita.
Io non suonerò mai così.
Posso giocare, intrattenere,
far tornare il buonumore o lacrimare.
Ma non suonerò mai così.
Non è solo cosa diversa,
è una battaglia persa: alzo le mani.
Il telefono che squilla quando lo aspetti.
Le dita di mio padre sulla sua Olivetti.
Il cannone del Gianicolo a mezzogiorno.
La serratura, al tuo ritorno.
La campanella che suona il tram quando riparte;
quella che in un attimo svuota la classe.
Il respiro di un bambino lieve.
Il silenzio della neve.
Io non suonerò mai così.
Posso giocare, intrattenere,
far tornare il buonumore o lacrimare.
Ma non suonerò mai così.
Non è solo cosa diversa,
è una battaglia persa: alzo le mani.
E poi capita che un suono sbatta addosso
come un vento di cristallo,
che si aggrappa a una follia,
prigioniero dello stallo come un mare.
E come l'albero d'autunno lascia foglie sull'asfalto
ad ammucchiarsi contro i muri.
Chi si arrende, senza sonno, senza scorie,
senza volti, quella sfilza di respiri.
Io non suonerò mai così.
Posso giocare, intrattenere,
far tornare il buonumore o lacrimare.
Ma non suonerò mai così.
Non è solo cosa diversa,
è una battaglia persa: alzo le mani.
Şarkı sözü çevirisi
Öğleden sonra yağmur sesi.
Ağustosböcekleri Temmuz ayında bir kampta.
Limana giren feribot sesi.
Patlamadan önce frenleme.
Yaklaşan ambulans sireni; savaşta duyduğunuz kişi Yukarı bakıyor.
Stadyumda kalabalığın kükremesi.
Hayatın gürültüsü.
Asla böyle oynamayacağım.
Oynayabilir, eğlendirebilir, iyi bir ruh hali getirebilir veya gözyaşı dökebilirim.
Ama asla böyle konuşmayacağım.
Bu sadece farklı bir şey değil, kayıp bir savaş: ellerimi kaldırıyorum.
Beklerken çalan telefon.
Babamın parmakları Olivetti'ye.
Öğlen Gianicolo topu.
Dönüşünüzdeki kilit.
Tekrar başladığında tramvayı çalan zil; bir anda sınıfı boşaltan zil.
Hafif bir çocuğun nefesi.
Kar sessizliği.
Asla böyle oynamayacağım.
Oynayabilir, eğlendirebilir, iyi bir ruh hali getirebilir veya gözyaşı dökebilirim.
Ama asla böyle konuşmayacağım.
Bu sadece farklı bir şey değil, kayıp bir savaş: ellerimi kaldırıyorum.
Ve sonra bir ses, bir kristal rüzgar gibi, çılgınlığa yapışan, bir deniz gibi çıkmaz bir tutsak gibi vurur.
Ve sonbahar ağacı yaprakları gibi duvarlara yığmak için asfalt üzerinde bırakır.
Kim PES eder, uykusuz, cürufsuz, yüzsüz, nefeslerin telaşı.
Asla böyle oynamayacağım.
Oynayabilir, eğlendirebilir, iyi bir ruh hali getirebilir veya gözyaşı dökebilirim.
Ama asla böyle konuşmayacağım.
Bu sadece farklı bir şey değil, kayıp bir savaş: ellerimi kaldırıyorum.