Horse The Band — Treasure Train şarkısının şarkı sözleri ve çevirisi
Sayfa, Horse The Band adlı sanatçının "Treasure Train" şarkısının sözlerini ve Türkçeye çevirisini içeriyor.
Şarkı sözleri
Hang on, hang on, hang on!
Hang on, hang on, hang on!
Hang on, hang on, hang on!
Hang on, hang on.
I took steps in this mission
to take the tumultuous ride.
It’s all right,
I’m the physician,
this medicine will keep me alive.
I wouldn’t feel, I wouldn’t look,
and I would rarely care,
but there’s a small window at the end of this train.
I hear something out there.
I didn’t know and I wouldn’t try,
I didn’t have the need.
The sound from the windows is becoming much clearer,
that windows a mirror.
I see myself,
I’m not alone on this train of jewels and gold.
Passengers and passer-by,
strange sparkles in their eyes.
Then black stars start boiling from my mouth,
I want to die.
I fall on my knees I clutch my face,
then glow and come alive.
There’s lightning in my hair,
thunder in my ears.
I go so far my head explodes,
I’m almost half way there.
Lightning in the sky,
thunder of the train.
Diving into a bottomless rift,
falling like rain.
Lightning in the sky,
thunder in my room.
There’s no flavor to memories
and memories are moment’s doom.
Hang on, hang on, hang on!
Hang on, hang on, hang on!
Hang on, hang on, hang on!
Hang on, hang on.
Onto the treasure train,
valleys of sorrow and peaks of joy,
across an empty plain.
The treasure, the treasure.
On the treasure train,
on the treasure train,
on the treasure train,
We will never be the same.
On the treasure train,
on the treasure train,
on the treasure train,
I go so far my head explodes,
on the treasure train
Şarkı sözü çevirisi
Dayan, dayan, dayan!
Dayan, dayan, dayan!
Dayan, dayan, dayan!
Dayan, dayan.
Bu görevde adımlar attım
fırtınalı bir yolculuğa çıkmak için.
Sorun değil,
Doktor değilim,
bu ilaç beni hayatta tutacak.
Hissetmezdim, bakmazdım.,
ve nadiren umursardım,
ama bu trenin sonunda küçük bir pencere var.
Dışarıda bir şey duyuyorum.
Bilmiyordum ve denemezdim.,
Hiç gerek yoktu.
Pencerelerden gelen ses çok daha net hale geliyor,
bu bir ayna.
Kendimi görüyorum,
Bu mücevher ve altın treninde yalnız değilim.
Yolcular ve yoldan geçenler,
gözlerinde garip parıldıyor.
Sonra siyah yıldızlar ağzımdan kaynamaya başlar,
Ölmek istiyorum.
Dizlerimin üzerine düşüyorum, yüzümü tutuyorum.,
sonra parla ve canlan.
Saçımda Yıldırım var.,
kulaklarımda Gök gürültüsü var.
Şimdiye kadar kafam patlar giderim ,
Neredeyse yarı yoldayım.
Gökyüzünde Yıldırım,
trenin Gök gürültüsü.
Dipsiz bir yarık içine dalış,
yağmur gibi düşüyor.
Gökyüzünde Yıldırım,
odamda Gök gürültüsü var.
Anılar hiç bir tadı var
ve anılar anın kıyametidir.
Dayan, dayan, dayan!
Dayan, dayan, dayan!
Dayan, dayan, dayan!
Dayan, dayan.
Hazine trenine,
keder vadileri ve sevinç zirveleri,
boş bir ovada.
Hazine, Hazine.
Hazine treninde,
Hazine treninde,
Hazine treninde,
Asla eskisi gibi olmayacağız.
Hazine treninde,
Hazine treninde,
Hazine treninde,
Şimdiye kadar kafam patlar giderim ,
Hazine treninde