Our Time Down Here — The Death Rattle şarkısının şarkı sözleri ve çevirisi
Sayfa, Our Time Down Here adlı sanatçının "The Death Rattle" şarkısının sözlerini ve Türkçeye çevirisini içeriyor.
Şarkı sözleri
You were like a siren song, drew him in and left him there for dead.
A ship had hit an iceberg somewhere in your head.
When you left that night I didn’t quite know what to expect.
You whispered in his ears, you told me you said:
I’m not proud of what I am, but I thought you saw more in me.
I’ve grown so low without you that all I see is roots of trees.
When we go out at night you don’t know how hard I try
Not to cut the stars from your eyes and return them to the sky.
You just sat there on the bed, while he played you records,
Eyes as soulless as the act you seek.
But you’ll see all these things fall in to their places.
Who likes a girl who hates the replacements?
Don’t waste your tears on me dear, it’s you who’ll rust.
Now as quick as this started, it’s gone in the dust.
I took it like I never took it before.
The merging colours that I once adored faded through my self loathing.
Now I’m your finger nails, sat beside the sadness in your cuticles.
Şarkı sözü çevirisi
Bir siren şarkısı gibiydin, onu içeri çektin ve orada ölüme terk ettin.
Bir gemi kafanın içinde bir buzdağına çarpmıştı.
O gece ayrıldığında ne bekleyeceğimi bilemedim.
Kulaklarına fısıldadın, bana söylediğini söyledin.:
Kendimle gurur duymuyorum, ama bende daha fazlasını gördüğünü sanıyordum.
Sensiz o kadar alçaldım ki, tek gördüğüm ağaçların kökleri.
Gece dışarı çıktığımızda ne kadar uğraştığımı bilmiyorsun.
Yıldızları gözlerinden kesip gökyüzüne geri getirmemek için.
O sana plak çalarken sen yatakta oturdun.,
Gözler, aradığın hareket kadar ruhsuz.
Ama tüm bu şeylerin yerlerine düştüğünü göreceksiniz.
Yedeklerden nefret eden bir kızı kim sever?
Pas kim var, sevgili bana göz yaşı dökmeyin, o da sensin.
Şimdi, bu ne kadar çabuk başlarsa, toz haline geldi.
Daha önce hiç almadığım gibi aldım.
Bir zamanlar hayran olduğum birleşen renkler, kendi nefretimle soldu.
Şimdi ben senin parmak tırnaklarınım, kütikülündeki üzüntünün yanında oturdum.