Street To Nowhere — Georgia Can You Hear Me şarkısının şarkı sözleri ve çevirisi
Sayfa, Street To Nowhere adlı sanatçının "Georgia Can You Hear Me" şarkısının sözlerini ve Türkçeye çevirisini içeriyor.
Şarkı sözleri
Felt so holy as the candle burned down to the bar,
and she filled me like her voice filled the room.
My feet got sort of heavy, my tongue turned to lead.
She was gone 'fore I drank confident.
But Georgia,
can you hear me?
I’ve been crawling through the trees.
Through the pines, Through the pines,
wont you whisper
that you remember me.
I searched under rocks for the bird that flew away.
If I caught her, I dont know what I would say.
'cause love dont haunt the tavern, its not drunk on the balcony,
it dont spill out at 2am into the street.
But Georgia,
can you hear me?
I’ve been crawling through the trees.
Through the pines, Through the pines,
wont you whisper
that you remember me.
I was a leash with no dog, like a track with no train,
I hung by my hood, let the wind have its way
I was lifeless, useless as a corpse with no grave.
An ascetic with no pillar or pain.
I was a shedded hair on a dead mare’s mane
from her fingers I dangled and danced along the stage
I cought her when I was taught in the yarn
and I yanked with all the strength in my arm
and she tumbled from the rafters and fell to me so hard,
to my arms
but Georgia,
can you hear me?
I’ve been calling across the sea
through the waves, at your breakwater
wont you whisper
that you remember me.
When they seal you in oak and throw dirt on your face,
may a soft bark sapling sprout from thee.
May your bones turn to wool, may your heart be a nest
and warm the world the way you warmed me.
Şarkı sözü çevirisi
O kadar kutsal hissettim ki mum bara yakıldı,
ve sesi odayı doldurduğu gibi beni doldurdu.
Ayaklarım ağırlaştı, dilim öne döndü.
Kendinden emin içmeden önce gitmişti.
Ama Gürcistan,
beni duyuyor musun?
Ağaçların arasında sürünüyordum.
Çamların arasından, çamların arasından,
fısıldıyor musun
beni hatırladığını.
Kayaların altında uçan kuşu aradım.
Onu yakalarsam ne derdim bilmiyorum.
çünkü aşk tavernayı rahatsız etmiyor, balkonda sarhoş değil,
saat 2'de sokağa dökülmez.
Ama Gürcistan,
beni duyuyor musun?
Ağaçların arasında sürünüyordum.
Çamların arasından, çamların arasından,
fısıldıyor musun
beni hatırladığını.
Köpeğim olmayan bir tasmaydım, trensiz bir parça gibi,
Rüzgar onun yolunu atalım benim Başlık ile açtım,
Ölmezdim, mezarı olmayan bir ceset kadar işe yaramazdım.
Ayağı ya da acısı olmayan bir münzevi.
Ölü bir kısrağın yelesine saç dökülmüş bir haldeydim.
parmaklarından sallandım ve sahnede dans ettim
Ben iplik öğretildiği zaman onu öksürdü
ve kolumdaki tüm güçle çekildim
ve kirişlerden yuvarlandı ve bana çok sert düştü,
kollarıma
ama Gürcistan,
beni duyuyor musun?
Denizden arıyorum.
dalgaların arasından, dalgakıranında
fısıldıyor musun
beni hatırladığını.
Seni meşe ağacına kapattıklarında ve yüzüne kir attıklarında,
yumuşak bir kabuk fidanı senden filizlensin.
Kemiklerin yüne dönsün, kalbin bir yuva olsun
beni ısıttığın gibi dünyayı da ısıtacaksın.